Deeandra White
Bedenimin hakimiyetini kaybettiğimde James in üstündeydim. Ellerim boğazına kenetlenmiş bir biçimde.. İçimdeki sürtük bana bu kadar özgürlüğü çok görmüş olacak ki beni artık varlığına alıştığım o camın arkasına tekrar yollayıp beynime bir tümör gibi yerleşti. Artık ipler onun elindeydi.Tüm bunlara şahit olup birşey yapamamak her şeyden daha çok canımı acıtıyordu.
James in ani bir hareketiyle bedenim duvara çarparak afalladı. Ve daha gözümü açamadan James yanımda bitti. Az önceki durum tersine dönmüştü. Boğazımda hissettiğim baskının nedeni bu sefer James daha doğrusu Cass in elleriydi. İçimizdeki bedenimize sahip olan zıt kutuplar bizi yine bir köşeye itmiş kendi çıkarlarını düşünür haldeydi. Ama Aphrael ın vazgeçmek gibi bir niyeti yoktu. Cassin kulağına en baştan çıkarıcı haliyle yanaştı. İçten içe işe yaraması için yalvardığını hissedebiliyordum ama bu ufak temas da onun için başarısızlıkla sonuçlandı. Yine reddedilmiştik. Reddedilmişti. İşte o anda Aphrael ın o bahsettiği A planında tamamen çuvalladığını anladım. James le yakınlaşmamıza da bunu denemek için izin vermişti. Artık tamamen ikinci yola hazırdı. Bedenim bunun getirdiği korkuyla baştan aşağı ürperdi. James e zarar verme düşüncesi bile canımı yakmaya yetiyordu. Aphrael daki mağlubiyetin verdiği baskı artarken Cass ani bir hareketle ellerini boğazımdan çekti. Aphrael da tshirt ümü kaptığı gibi kendini dışarı attı.
'' Sen allahın cezası hiç bir boka yaramayan bir sürtükten başka bir şey değilsin.'' Hıçkırıklara boğulmuş sesimle içimdeki yaratığa haykırıyordum.
'' Beni aşağılamaktan vazgeçip sevgili James in için sızlanmaya başlasan iyi olacak.'' Sesindeki nefretin getirdiği hırıltıyla irkildim. Tamamen amacına odaklanmış, soğuk ve kararlıydı..
'' Lütfen. Lütfen sana yalvarıyorum. Ne istersen yaparım. Ne olur onu rahat bırak.''
'' Senin ne isteyip istememen beni hiç ilgilendirmiyor. Sen zaten ben ne istersem yapmakla yükümlüsün.''
'' Eğer ona zarar vermeye kalkarsan kendimi öldürürüm.''
'' Ah isabet olur. Bu benim için yeni bir başlangıç senin içinse bir son olmaktan başka bir işe yaramaz.''
Hayatımı zerre kadar umursamayan bir şeytanda yaptığım bu saçma blöfün işe yaramasını beklemiyordum tabiki... Çaresizdim. Kapana kısılmış gibi hissediyordum ve artık isyan etmek için en ufak bir cesareti de kendimde bulamıyordum. Arabama atlayıp son hızla evin yolunu tuttum. Geçen gün yaşadığım kazaya bugün tam anlamıyla özlem duyuyordum.
'' Bunun başka bir yolu yok mu? James i incitmeden?'' Diye sordum sonunda.
'' Bu tamamen sana bağlı.''
'' Ne demek bu şimdi?'' Bana bağlı olan şey neydi? Cevap vermesi için çok ısrar etmeme rağmen tek kelime dahi etmedi. Artık benimle olan konuşmalarını sınırlandırır gibiydi.
Eve geldiğimde annemin arabası kapının önündeydi ve bu, beni sorularla dolu bir konuşmanın beklediğinin işaretiydi. İçeri adım atmamla birlikte annem yanımda bitip kollarını bedenime sıkıca doladı.
" Tatlım ben yokken neler oldu? Sana hazırladığım sandviçleri yedin değil mi? Aklım hep sendeydi.''
" Anne ben iyiyim.'' Koca bir yalandan başka bir şey değildi bu. Artık iyi kelimesinin yanından bile geçemeyeceğimi biliyordum.
" Biraz yorgunum odama çıkıyorum.'' Diye devam ettim. Ve bu kesinlikle yalan değildi.
" Peki sonra konuşuruz." Ben odama çıkana kadar annemin meraklı bakışları da bana eşlik ediyordu. Kendimi odama attım ve kapıyı kilitledim. Bedenim yaşadıklarımın ağırlığıyla çalışma masamın yanına çöktü. Kafamı dizlerimin arasına sıkıştırdım. Beynim kurtuluş yolu aramaktan iflas eder haldeydi. Saçma olduğunu bilmeme rağmen bir fikirle ayaklandım ve bilgisayarımın başına geçtim.
''Şeytandan kurtuma yolları'' Tamam, epey gülünçtü belki ama her yolu denemeye hazırdım. Karşıma alakalı alakasız bir çok site çıktı. Geneli şeytana tapan gotik tiplerin zırvalıklarından ibaretti. İlgimi çeken şeyse incilden ayetler barındıran birkaç site oldu.
''Kutsal Kitap'ta Işığa karşı savaşı bitmeyecek,
Işığı şu ya da bu ölçüde izleyen herkesi sefil, acı verici, korkunç durumlara düşürmeye devam edecek.'' Amacının bu olduğunu Aphrael dan da duymuştum. Beni bekleyen gelecek de buydu. Sefil, acılı ve korkunç bir son...
''Şeytan (Düşman) vazgeçsen de ey üstad, hiç değilse benden sonra bu dünyanın ne ömrü kaldıysa biraz nefes alabilsinler... Sen de yine Göklerdeki o görkemli yerine geri dön. Kimbilir,
belki mümkündür! '' Beynimde Cass la Aphrael ı bu repliklerle bağdaştırmaya çalışıyordum.
Elime geçen tek şey daha fazla kafayı yememe neden olan bu cümlelerden başka bir şey değildi. Ne bekliyordum ki? Sonuç olarak kaç insan içinde bir şeytanla günlerini geçirip kurtuluş yollarını da internete yazar ki?
'' Lanet olsun. Artık bana ne istediğini söyle ya da ne yapacaksan yap ve şu işkenceye bir son ver.'' dedim daha fazla dayanamayıp.
'' Tamam itiraf ediyorum. Çabalarını izlemek çok eğlenceliydi. Açıkçası benden bu kadar çabuk sıkılmana bozuldum. Daha yeni başlıyoruz. Ama madem sen sıkıldın, bu işi senin için kolaylaştırabilirim daha doğrusu James in için.''
'' Peki. Derdin neyse söyle yapmaya hazırım.''
'' Hah. Bu iş sandığımdan kolay oldu. Genelde kolay galibiyetten zevk alan biri değilimdir.''
'' Saçmalamayı kes ve söyle artık.'' Sesimdeki güven duygusunu uzun zamandan sonra ilk defa hissediyordum. Çünkü artık James e zarar vermek dışında her sona hazırdım.
'' Şeytanla anlaşma terimini hiç duydun mu tatlım? İşte ben o amaç için buradayım.''
'' Anlaşma mı? Kastın ruhumu sana satmamsa avucunu yalarsın sürtük. Benim ruhumun James le ne ilgisi var ki?'' İşte yolun sonu.. Son çıkış kapısı da yüzüme büyük bir gürültüyle kapatılmış oldu.
'' Bu anlaşmayla sen tamamen bana itaat eden biri yani tam anlamıyla benim kulum oluyorsun şapsal. Bu da beni o iyilik meraklısı kainat müdürü ve onun yalakalarından daha üstün kılıyor. Bu anlaşmanın senin çıkarına olan tarafı ise ben tüm isteklerini yerine getirmekle yükümlü oluyorum buna James in güvenliği de dahil. Ayrıca bu anlaşmayla sevgili James in içindeki sülükten de kurtulmuş oluyor. Biz buna karşılıklı çıkar ilişkisi diyoruz.''
'' Peki sattıktan sonra bana ne olacak?''
'' Ah. Sonunda kendini düşünmek aklına geldi. Artık tamamen benim yolumu izleyen iş ortağım olacaksın. Sonsuza dek... Kararını ver!''
'' Şimdi olmak zorunda mı? Düşünmeye ihtiyacım var. Bu.. Çok ağır...''
'' Pekala ama fazla uzatmasan iyi olur çünkü benim için zaman azaldıkça James içinde azaldığını gösterir.''
Hissettiğim çaresizlik şimdi çok daha baskındı.Tonlarca ağırlık ciğerlerimi eziyormuş hissi veriyordu. James için kendimden vazgeçmek çok büyük bir fedakarlık, kendim içinse James i yok etmek bencillikten başka bir şey olmazdı. Tüm gece düşünmeme rağmen ikimiz adına da bir çıkış yolu bulamadım ama kendim için kesinlikle James i hiçe saymayacağımdan emindim. Eğer bunu yaparsam içimdeki yaratıktan ne farkım kalırdı ki?
Güneş ışıkları perdenin aralıklarından yüzüme vurduğunda ,ben yerde kollarımı dizlerime kenetlemiş haldeydim. Başımı kaldırıp saatime göz attım. Bu pozisyonda yaklaşık 5 saat durmaktan dolayı her tarafım ağrıyordu. Buna başımda dahil. İçimdeki yaratıkla birlikteliğim 4 günü bulmuştu. Tüm gece sonunda vardığım kanı da son fedakarlığımı James için yapmaktan yanaydı. Benim yüzümden böyle bir sonu hak etmiyordu. Şeytanla olan anlaşmamı öğrenince bana karşı hissettikleri artık eskisi gibi olmayacaktı. En fazla 2 gün peşimden koşup kurtarmaya çalışacak ama eninde sonunda benden ve yaptılarımdan tiksinerek normal hayatına devam edecekti. Açıkçası bu onu rüyamdaki gibi cansız bedeniyle görmekten çok daha iyi bir sondu.
Anlaşmayı yapmak için aceleci değildim. Aphrael ın şimdiden zafer sevincine girdiğinden emindim. Bense kendim olarak geçireceğim son günün tadına varma kararındaydım.
Aşağıya indiğimde annem yemek masasının kenarına yaslanmış beni süzüyordu. Son 4 gündür çevreye anormal izlenimler verdiğimin annem gibi ben de farkındaydım.
'' Dee. Son günlerde garip davranıyorsun. Canını sıkan bir şey mi oldu?'' İçimde bir şeytanla tam 4 gün geçirdim anne ve onun saçma sapan egoları için ruhumu satmak üzereyim, işte olan bu. Anneme tüm söylemek istediğim buydu. Bunları duyduktan sonra benim hakkımda neler düşüneceğini de az çok tahmin edebiliyordum.''Tanrım kızım satanist oldu'' ya da ''Tanrım kızım kafayı sıyırdı'' olabilecek seçenekler arasındaydı. Eskiden olsa başıma gelen en ufak şeyi koşup babama veya anneme söylemek beni rahatlatırdı. Onların beni her şeyden koruyabileceklerini sanırdım. Kötü bir kabustan saklanmak gece onların sıcak yataklarında ortalarına kurulmak kadar kolaydı. Ama artık ben dahil her şey değişti. Kahramanım olan babam bir serseri tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Ve bu olay düşüncelerimle birlikte kişiliğimi de tamamen değiştirdi. İşte bu yüzden anneme söyleyebileceğim tek şey;
'' Beccayla biraz tartıştık'' Olmuştu. Teknik olarakta yalan değildi. Sorunun bu olması eskiden olsa beni üzmeye yeterdi. Şimdiyse başımdan geçenlerin yanında gülünesi bir durumdu.
'' Ah tatlım. Siz sıkı dostlarsınız, atlatacağınıza eminim.'' O tatlı gülümsemesiyle yanıma gelip sıkıca sarıldı. Ben de aynı şekilde karşılık verdim. Bugünden sonra anneme yine aynı şekilde yaklaşır mıydım bilmiyordum. Bu yüzden anın tadını çıkarmak en iyisiydi. Annemin kızı için tasarladığı gelecekte böyle bir son olması aklından bile geçmezdi. Aynı şekilde benim de tabi. O iş seyahatinde yaşadığı olayları ve günün sıcak dedikodularını anlatmakla meşgulken ben sadece dinlemekle yetindim. Yer çekimine direnen gözyaşlarımla mücadele etmeye çalışıyordum. Bedensel olarak yanında olsam da artık onun eski Dee si olmayacaktım. Ama bunu, beni James in katili olarak görmesine tercih ederdim. Anneme uzunca sarıldıktan sonra yanağına hızlı bir öpücük kondurup evden çıktım. Arabama atlayıp okulun yolunu tuttum. Tüm yol boyunca bu kirli anlaşma sonucunda nasıl bir canavara dönüşeceğimi düşünüyordum. Düşüncesi bile kendimden tiksinmeme yetiyordu. Aphrael dan sabahtan beri hiç ses yoktu. Zihnimde geçenlerden onunla anlaşacağımı anlamıştı ve bu son günümde beni serbest bırakmaya karar vermişti. Ah tanrım ne kadar iyiydi bu sürtük böyle. İstediğini alınca kibarlaşmayı biliyordu. Tam arabamı parkederken telefonumun sesiyle irkildim. Arayan James ti ve dün geceden sonra beni bekleyen şeyin ne olduğunu çok iyi biliyordum. Bir ton küfürle karşılaşma hazırlığı içinde telefonu kulağıma götürdüm.
'' Dee sen iyi misin? Yani dün biraz sert davrandım. Daha doğrusu Cass. Yaptıklarının seninle ilgisi olmadığını biliyorum. O yüzden kendini kötü hissetmene gerek yok.'' Bu konuşma hazırladığım gardımı tamamen düşürmeye yetti. James in bu davranışını haketmiyordum. Ruhumu sattığımı öğrendiğinde benden tamamen tiksineceğini biliyordum. Olması gereken de buydu. Bir daha dün gece ki gibi bir hata yapıp onu asla kendime yaklaştırmayacaktım. Bu onun iyiliği için gerekliydi. Benim kendimden vazgeçmem gibi onun da benden vazgeçmesi gerekiyordu. Bu yüzden gardımı tekrar aldım ve kararlı bir ses tonuyla konuşmaya başladım.
'' James ben kendimde değildim. Yani yakınlaşmamız dahi samimi değildi.'' Yalanımın belli olmaması için yalvardım. Umarım Cass de James e aksini savunmazdı.
'' Ama ben düşündüm ki..''
'' Kevın ı Aphrael tarafından öptüğümü, Hailey i onun yüzünden öldürmeye çalıştığımı, dünde eski Dee olarak yardım istemeye geldiğimi düşündün. Biliyorum James olmasını istediğin şey bu ama gerçek bu değil. Kevın ı öpen de Hailey i boğazlayan da bendim. Tamamen Dee, anladın mı?'' Tanrım ben bile kendimi tanıyamıyordum artık. Daha fazla yalan söylemeye gücüm kalmamıştı. Sesimin titremeye başladığının farkındaydım . James in ''canın cehenneme'' deyip telefonu kapatması için kendi kendime yalvarıyordum. Çünkü gözyaşlarımı daha fazla hapsedemeyeceğimi hissedebiliyordum.
'' Peki neden Dee?'' James in hayal kırıklığıyla dolu çaresiz sesiyle kalbime saplanan hançer daha da derine battı.
'' Çünkü kendimi farklı hissediyorum. Eskisinden daha güçlü ve böyle devam etmesini istiyorum.''Bu sözlerin ardından telefonu kapatmamla tüm o gözyaşları bardaktan boşalırcasına hücum etti. Amacımı gerçekleştirmiştim. James in zarar görmemesi için onu kendimden soğutmayı denemiştim. Peki bu bana neden bu kadar acı veriyordu?
Parkettiğim arabamdan hiç inmeden doğruca okuldan ayrıldım. James i, Kevın yada Becca yı görmeyi kaldıracak kadar güçlü hissetmiyordum. 2 ya da 3 saattir yoldaydım ve herkesten olabildiğince uzaklaştığımdan emin olunca arabayı soğuktan dolayı ıssız olan piknik alanı gibi bir yere park ettim. Her yer ağaçlarla doluydu. Çevresi tamamen orman sayılabilirdi. Kurumuş ağaç yaprakları ve bir kaç bank dışında hiçbir şey yoktu. Çantamı yere fırlatarak en yakın banka çöktüm. Başımı geriye dayadım ve derin bir nefes alarak hayatıma son verecek cümleyi söyledim.
'' Tamam hazırım. Ne yapmam gerektiğini söyle.''
'' Tatlım dönüşün olmadığını biliyorsun değil mi? Tabi vazgeçmeni istediğimden değil ama seni bilgilendirmek zorundayım. Kural böyle. Herhangi bir itaatsizliğinin bedelini canınla ödersin.''
'' Başka seçeneğim yok.''
'' Pekala. Çantandan kağıt kalem ve kesici bir alet çıkarman gerekiyor.''
'' Kesici alet ne için?''
'' Dediğimi yap hadi.''
'' Merak ettiğim bir şey var. Cass e ne olacak?''
'' Düşmüş bir melek olup basit bir insan bedenine bürünecek ve tüm hayatını bu bataklıkta yani dünyada geçirecek.'' Bunları söylerken duyduğu hazzı anlamamam imkansızdı. Bu memnuniyete ben sebep olduğum için bir kez daha kendimden nefret ettim. Kalem ,kağıt ve kesici alet olarak makyaj çantamın içindeki törpü yü çıkararak ondan emir bekledim.
'' Şimdi dediklerimi yaz. Sonra yüksek sesle oku.'' Yazma işlemini tamamladıktan sonra titreyen sesimle okumaya başladım.
" Korkunun Yemini
Gökyüzünün üstündeki yüce yükseklik
Sizin kulunuz olmaya yemin ederim
Dünyanın dibindeki cehennem çukuru,
Son derece sadık olacağıma yemin ederim
Ateşin sürekli değişen güzelliği adına
Denizlerin gücü ve dehşet mucizesi adına
Vaftizlikte bulduğum
Beni bütün güzelliklerden vazgeçirdi
Kanımla "SATAN" a birlik oluyorum
Bütün yalanlar ve kirler ellerimden silinerek
Size ve kontrolünüze
Rehin bırakıyorum, vücudumu, aklımı, ve ruhumu... ''
Okumayı bitirdiğimde tüm bedenim baştan aşağı titriyordu. Ağladığımı kağıda damlayan göz yaşlarıyla farkettim.
'' Ah bu çok iyi oldu. Seninle çok iyi anlaşacağımızı en başından biliyordum.'' Sesinde sadece kibir ve zevk vardı.
'' Şimdi yapman gereken şey kanınla bu anlaşmayı imzalamak.'' diye devam etti.
Ve ben çaresizce törpüyü alıp elime derin bir kesik attım. Kalbimdeki yaralar kadar derin olmayan bir kesik.. O kadar acıtmayan ve o kadar kanamayan ama içimdeki her şeyi alıp götüren bir kesik... Geriye kalansa iki damla kandı.. Kağıdın üstündeki gözyaşlarımın arasına katılan bu iki damla kanda biz vardık. Yaşadıklarımın özeti... İlk damla benim içindi, yani yolun sonu... Diğeri ise James için, onun kurtuluşu... Bedenimi saran bütün o titreme ve gözyaşları, çaresizlik ve beni insan yapan tüm o iyi duyguları da alıp giderken artık ben, ben değildim. Ve bir iblisin köpeği olmuş kemik yığınından başka bir şey de olmayacaktım. İçime dolan güven, güç ve öfkeyle, eski Dee yi olduğum yerde bırakarak arkama bile bakmadan oradan uzaklaştım.

3 yorum:
dee neden yaptın bunu ya nedennn şeytanla anlaşma mı olur ya.çok üzülüyorum bu kıza.kurtulacağını bilmeme(tahmin etmeme)rağmen yine de çok üzülüyorum Deeye.yavrum kim bilir başına daha neler gelicek??
bu bölüm de diğerleri gibi çok sürükleyiciydi.hemen bitti resmen off bu kadar heyecanlı yazmayın adrenalin bağımlısı olcaz yakında :D vuuuuvvv heyecan :P bölümü okurken her zamanki gibi okuyucu kimliğimden sıyrılıp deeye dönüştüm ki bu sizin ne kadar güzel yazdığınızın bir kanıtı bence.okuyucu hikayeden kapı dışarı etmek yerine direkt içine çekiyor.başarınızın devamını diliyorum hem sizin için hem de kendim için :D kaliteli yazılar okumak güzel bir duygu çünkü :) tebikler yine yeni ve yeniden.. :D
o kadar emin olma derim ben dee konusnda:D ama neyse.. yorumların için çok ama çok teşekkürler elimizden geleni yapıoruz valla:D
yapma yaa offf.burda emin olduğum tek şey onun kurtulacağıydı onu da elimden almayın :P kurtulsun dee.kurtulmalıııı...
Yorum Gönder