SlideShow

...
2

**BÖLÜM 9**

Deandra White

''Tanrım.. Resmi olarak cinayet işlemek üzereyken yakalandım. Şimdi paçamı nasıl kurtarmayı düşünüyorsun?'' 

''Hey! Tırsmayı kesip iki dakika beynini çalıştırsan diyorum. Numaranı bildiğine göre tanıdığın biri. Sesinden kim olduğunu çıkarabildin mi?

''Tanıdık bir ses olsa çıkarırdım.''

''Ne yani telefon numaralarını sokak köşelerine mi yazmaya başladın? Arayanın mutlaka seninle bir bağı olmalı. Ayrıca normal bir insanın o sahne karşısında ortalığı birbirine katması gerekirken bu kişi seni telefonundan arıyıp uyarıyor. Yani bir bakıma olayın duyulmasını istemeyip aynı zamanda Hailey i kurtarmak istiyor. Ve ben bunu yapabilecek sadece iki kişi tanıyorum. James in sesini tanıyabileceğine göre... Tabi ya Cass.

''Ama eğer Cass se karnımda şu garip ağrıyı hissetmem gerekmez miydi?''

''Artık değil. Cass sadece bir insan. Hatta telefon kullanan aciz bir insan.'' Aphrael tüm bu stresli ortamda bile bu fikirle mutlu olmayı başarıp keyifle gülümsüyordu.

''Pekala, eğlencen bittiyse benim sorunuma geri dönebilir miyiz?''

''Telaş yapmana gerek yok. Cass, Hailey i kimseye söylememesi için ikna edecektir.''

''Neden böyle bir şey yapmak istesin ki ?''

''Çünkü onun istediği seni hapse tıkmak değil, sadece benden kurtulmak.''

''Ah bu çok rahatlatıcı ama Camaro'mun camının kırılmış olması gerçeğini değiştirmiyor.''

''Onu olmuş bil..''


Arabam okul otoparkında tek bir çiziği dahi bulunmadan duruyordu.

''Tamam hakkını yememeliyim bazen işe yarıyorsun.Çünkü annemin yeni bir cam için ekstra paraya sıcak bakacağını pek sanmıyordum.''

''Anlaşma anlaşmadır.Bunları yapmak da benim sorumluluklarım.''

''Ruhuma karşılık ,araba camı. Gerçekten çok adaletli.''


Arabama atlayıp ,beynimi kemiren tüm düşüncelerle birlikte evin yolunu tuttum.Cass hala benimle yani Aph le uğraşmaya devam ediyordu. İyi olan tarafsa artık tek kösteğim Cass ti. James bundan böyle ortadan kaldırılması gereken engel kategorisinde değildi.

 ''Bir şeyi merak ediyorum. Anlaşma yapıldı. Cass kanatlarını kaybetti.Tüm bunların son bulması gerekirken o neden hala bizle uğraşmaya devam ediyor ?''

''Benim de günlerdir cevabını merak ettiğim soru bu. Anlaşma yapıldıktan belli bir süre sonra benim senin bedenini terk edip evime kavuşmam gerekiyordu. Ama görevimi başarıyla bitirmeme rağmen yaklaşık 1 haftadır bu lanet dünyada kapana kısılmış haldeyim.

''Nasıl yani? Sen gittikten sonra ben ne olacağım peki ?.''

''Artık bana ihtiyacın yok. Bunu uzaktan kumanda gibi düşün. Ve sen o anlaşmayla kumandanı bana teslim ettin. Nerede olursam olayım beni, düşüncelerimi ve komutlarımı algılayabileceksin.''

''Peki Cass in hala uğraşmasındaki amaç ne? Sonuç olarak anlaşmanın yapıldığını biliyor.''

''Olay şu ki ,ben senin bedeninde bulunduğum sürece hala beni engelleme şansı var.Tabi 
asıl konu şu ,şansı olsa bile o yetenek Cass te yok.''

''Ne şekilde peki, beni öldürerek mi ?''

''Hayır sadece yapacaklarıma yani yapacaklarına engel olarak. Şekil A daki Hailey olayında görüldüğü gibi. Bunun için de tüm ömrünü senin gözetmenliğine adaması gerekiyor.Tabi kitaptan haberdar olmadığı sürece.''

''Kitap mı ,ne kitabı ?''

''Sadece benim gibi olan kardeşlerimin ne olduğunu görebilme şansını yakaladığı,Tanrı nın ,ebediyete kadar okunmasını yasakladığı, bu nedenle de Azazel ın cennetten kovulmasına neden olan kitap. Anlatılanlara göre tüm evren sistematik bir bilgiye göre yaratılmış ve Tanrı bu büyük yaradılış şöleniyle birlikte ,'Saklanmış' levha  adıyla bilinen kitabı hazırlamış. Geçmiş ve gelecek tüm olayların yazıldığı, bir nevi kader kitabı. Azazel ın merakına yenik düşüp kitabı okuması ,onun sonu olmuş. Kitaba göre Tanrıya ihanet edeceği en başından belliymiş. Ama O, kitabı okuyup Kaderini değiştirmek yerine, babası Lucifer ın izinden, onurlu bir şekilde inandığı şeyi yapmaya devam etmiş ve insanlara itaat etmeyi reddederek cennetten kovulmuş. Böylelikle Lucifer ve  Azazel üvey evlat muamelesi gören bizim türümüzün yaradılışına sebep olmuş. Bir nevi babam ve büyük babamla da tanışmış oluyorsun.''

''Bu kitabın Cass le alakası ne peki? Sonuçta yerini bile bilmiyor değil mi?''

''İşin aslı pek öyle değil. Kitap şu anda bir Hristiyanın elinde.''

''Normal bir insandan mı bahsediyoruz? Ama bu nasıl olur?''

''Faust efsanesini duymussundur. Çok uzun yıllar önce Faust adındaki doktor, insani zevkler uğruna ruhunu Mefisto ya satar falan filan.. Böyle şeyler tek senin başına gelmiyor anlayacağın.'

''Edebiyat dersinde duymuştum. Bunun kitapla ne ilgisi var?''

''O zaman edebiyat derslerinde öğrenemeyeceğin bir şey duymak istiyorsan iyi dinle. Anlatılana göre Mefisto bu kitabın yerini öğrenip kısa bir süreliğine ona sahip oluyor fakat dünyada kaybediyor. O günden beri kitabın yeryüzünde olduğu biliniyor fakat kimde olduğuysa tam bir muamma..'

''Ama kitap şu anda bir insan oğlundaysa ortalığın birbirine girip ,tüm dünyanın bundan haberdar olması gerekmez mi?''

''Tam olarak öyle değil. Sanırım şu anda o kitabı elinde bulunduran insanın, ne olduğu hakkında en ufak bir fikri yok. Onun için basit bir kitaptan ibaret.''

''Yani sen en başından Cass in yenileceğini, benim anlaşmayı kabul edeceğimi biliyor muydun?''

''Hayır tatlım. Dediğim gibi şu ana kadar o kitabı okuma lütfuna bir tek Azazel sahip oldu. Bizse sadece kulaktan dolma bilgilerle yetindik.'

''Peki neden Cass in kitabı bulması senin için bu kadar önemli? Sonuç olarak olan olmuş ,değiştirebileceği bir şey yok."

''Olay o kadar basit değil. Kitapta var olan tüm düzeni değiştirebilecek şeyler de bulunuyor. Ve bu kitabın 'Onlardan' birinin eline geçmesi, bizim türümüzün sonunu getirebilir.''


Kurtuluş fikri ilk defa  bu kadar yakın olmasına rağmen bende hiç bir duygu uyandırmıyordu. Hissettiğim tek şey, Aph in şu anda hissetmekte olduğu karmaşıklıktan başka bir şey değildi.

'' Bunun için yapabileceğin bir şey var mı yoksa sadece Cass in kitabı bulmamasını ümit ederek bekleyecek misin?''

''Bilmiyorum, bu iş beni biraz aşıyor. Sonuçta rütbeli biri değilim. Büyüklerime danışmam gerekiyor.''

''İhtiyacın olan telefonsa benimkini kullanabilirsin.'' Bu durumda bile moralimin espiri yapabilecek kadar iyi olmasana şaşırıyordum. Eski Dee böyle bir durumda muhtemelen kafayı yiyor olurdu.

''Komik şey. Bakalım işin aslını görünce de bu kadar eğlenebilecek misin?''

''Ne demek bu şimdi?''

''Bu iş sandığından çok daha kanlı bir iş demek çocuk.''

''Yeni bir cinayet mi? Sorun değil. Artık benim için sıradan bir olay olmaya başladı.''

''Biliyor musun sendeki bu değişikliği ben bile beklemiyordum. Meğerse küçük şeytanımız derinlerde bir yerde benim gelmemi bekliyormuş.''


Evi geçmek üzere olduğumun son anda farkına varıp, ani bir frenle arabayı durdurdum. Garaj boştu ki bu annemin evde olmadığına dair iyi bir işaretti. Fakat kısa süreliğine sahip olduğum bu özgürlük, çalışma masamın üstünde yığınla beni bekleyen kitapları görünce son buldu. Annem tüm defter ve kitaplarımı karıştırmış, şu ana kadar yapılmamış ve öteki hafta teslim edilmesi gereken ne ödev varsa, bir cellat acımasızlığıyla benim için masamın üstüne sıralamıştı. Bu da bana bir şeytan çırağı olmamın yanı sıra , öğrenci olduğumu da hatırlatmaya yetti.


''Pekala, araba tamirciliğini iyi beceriyorsun bakalım bu konuda nasılsın?'' diyerek Aph e kitapları işaret ettim.

''Kusura bakma tatlım, cehennemde bize fizik ya da matematik göstermiyorlar.''

''Tüm eğlenceyi kaçırıyorsunuz desene.'' 


Uzun, sıkıcı bir haftasonu ardından bitirdiğim tüm ödevler annemin tekrar güvenini kazanmamı ve aramızı tam anlamıyla düzeltmemi sağladı.Tabi bu durumun Aphrael ın pek hoşuna gittiğini de söyleyemem. İki gün boyunca lunapark özlemi çeken mızmız çocuklar gibi beynimin içinde sıkıntıdan çıldırmak üzereydi. Haksız da sayılmazdı. Bütün bunlar bir yana neden hala dünyada olduğunu ve görevinin sona ermediğini anlamaya çalışıyordu. Duyduğu korkuyla karışık tereddüt beynimden eksilmiyordu.


Yeni bir okul haftasına, annemin bu sefer daha ılımlı kapı çalışlarıyla uyandırıldım. Herzamanki rutin tempomla hazırlanıp okul yolunu tuttum. Yol boyunca Aph'den ses yoktu.

''Hala şu geciken emekliliğini mi düşünüyorsun? Peki, madem benden bu kadar sıkıldın , söyle bakalım, ne yapmamız gerekiyor? Ritüel gibi bir şey mi?''

''Sayılır..''

''Ne gerekli bunun için, mum, tütsü ,kurbağa bacağı....?'' Tamam, belki biraz cesaret gerektirse de Aphrael la uğraşmak hoşuma gidiyordu.

''Eğlenmene sevindim küçük şeytan, ama bana lazım olan sunağı dolduracak bi kurban.''

''Anlaşılan her işinizi kanla halletmeye bayılıyorsunuz, pekala ,o iş kolay...''

''Tanıdığın bir bakire varsa sorun yok demektir, tabi kendin dışında. '' Dalga geçme sırası Aphrael daydı ve onun bel altı şakaları daha aşağılayıcı olabiliyordu.

''Bakire kanımı gerekli, ah , bu seferki masraflıymış, millete teker teker bakire olup olmadığını soramayacağıma göre?''

''Ozaman tanıdığın bakireleri göz önünden geçir.''
Aph in bu cümlesi aklımda sadece bir ismin uyanmasına neden oluyordu. 

''Becca..''   

''Haha neden yakın arkadaş olduğunuza şaşmamak gerek, ikinizde rahibelik okulundan fırlamış gibisiniz.''

''Tamam, bu kadar eğlence yeter. Becca olmaz ,başka birini bulmaya çalışırım.''

''Hiç sanmıyorum. Benim vaktim, senin arkadaş zırvalıklarından daha değerli ve bu lanet olası yere bir dakika daha katlanabileceğimi zannetmiyorum.''


 Belki içimde, eski Dee ye ait ufak bir insanlık kıvılcımı bulsaydım, Aphrael a karşı çıkmam daha kolay olabilirdi. Ama konu sorumluluk olunca beynim tek bir şeye odaklanıyor ve onu almadan huzura kavuşmuyordu. Becca yla yaşadıklarımız aklımdan bir bir geçerken beklediğim , özlem duyduğum tek duygu merhamet oluyordu. Artık bomboştu içim. İnsan mıyım onu da bilmiyordum. Çünkü beni insan yapan tüm kavramlardan çok uzaktaydım.

''Pekala, zamanı söyle.''

''Geceyi beklememiz gerekiyor.''

Tüm gün sadece çevreyi izlemekle yetindim. Kevin ın yanımda beni güldürmek için çırpınışlarını, Hailey nin korku dolu gözlerle beni süzüşünü... Anlaşılan hala olayın etkisi altındaydı ve kendisini kurtaran kahramanına yani Cass e minnet borçluydu. Öyle de olmalıydı, Cass olmasaydı büyük ihtimalle şu an  arkadaşları Hailey nin boş sırasının yanında ağıt yakıyor olurlardı.

Gözüm kantinin köşesinde bir kaç kişiyle oturan Becca ya kaydı. Artık eskisi gibi, sürekli beni süzmekten vazgeçmişti anlaşılan. Aklıma gelen ilk fikirle daha doğrusu artık benim bir fikrim olamayacağına göre Aph in düşüncelerine uyarak ayaklanıp Becca ya doğru yürümeye başladım. Yüzüme en üzgün ifadeyi takınmaya çalıştım. Becca da ona doğru gelişimi görünce , o delip geçen aşağılayıcı bakışlarını suratına yerleştirdi. Aradaki mesafenin azalışıyla da daha şaşkın ve öfkeli bir hal alıyordu. Yanındakilerin de pek farklı olduğu söylenemezdi.


''Iı,, merhaba, Becca seninle bir şey konuşmak istiyorum. Bir dakikanı ayırabilir misin?''

''Dee, sana ayıracak vaktim olduğunu sanmıyorum.'' Becca nın bu cevabıyla yandaki kızlar kıkırdamaya başladı. Çok hoş , düne kadar arkadaşlığımıza gıpta eden kızların maskarası olmuştum.

''Lütfen , bu çok önemli.'' diyerek en titrek ses tonumla ısrar etmeye devam ettim. 

''Peki, ne söyleyeceksen burada söyle. ''   Onu bekleyen şeyin ulu orta söylenebilecek bir şey olmadığını bilmiyordu tabi.

''Özel bir konu Becca , lütfen, seni okulun arka bahçesinde bekliyorum..'


Aphrael gelmesini , ben ise derinlerde bir yerde gelmemesini umut ederek arka bahçeye doğru yürümeye koyuldum. 2-3 dakikalık kısa bir bekleyişten sonra Becca nın gelişiyle ayaklandım.Yüzünde kantindeki ifadesinden eser yoktu, daha çok tepkisiz ve ne söyleyeceğimi merak eder haldeydi.

''Becca gelmene sevindim.''

''Evet, Dee seni dinliyorum.''

''Biliyorum, tam bir kaltak gibi davrandım. Ama o olaydan sonra geçen 2 haftayı ne kadar zor geçirdiğimi anlatamam. Yaptığım şey ,her aklıma geldiğinde
kendimden tiksiniyorum Becca , ama sonuçlarını çok ağır ödedim, James i, her şeyden önemlisi seni kaybettim. Senin gözlerinin içine baktıkça daha fazla acı çektim.''

''Peki hala Kevın la takılmanın bir açıklaması var mı?''

''Ona yüzlerce kez aramızda bir şey olamayacağını anlatmaya çalıştım ama o gece olanlardan sonra kuyruk gibi, peşimi bırakmamaya başladı. Benim için kimse önemli değil Becca, sadece tek canımı yakan senin yokluğun, 5 senelik arkadaşlığımızın eksikliği...''

''Kapıma gelip saçmaladıkların neydi peki Dee? Kendi isteğinle yapmadığını , etki altında olduğunu söylemen. Tüm o şeytan zırvalıkları..'' 
O gün ilk ve son kez ,gerçeği Becca ya anlatmaya çalışmıştım. Fakat bu, deli damgası yemem dışında başka bir işe yaramamıştı.

''Tamamen saçmaladım biliyorum. Sana gelmeden önce ne kadar içtiğimi de hatırlamıyorum Becca. Bak olanlar için çok ama çok özür dilerim. Herkes ikinci bir şansı hak eder, öyle değil mi?''

Becca bir kaç saniye yeri süzdükten sonra, bakışlarını yüzüme odakladı. Dudağının kenarının büzülmesiyle, hafifçe gülümsemesini görünce yanına yaklaşıp sıkıca sarıldım.

''Seni çok özledim Becca. Ne olur beni affet.'' bunları yaparken içten miydim yoksa hepsi Aph in oyunu muydu anlayamıyordum. Ama Becca ya sarılmak ruhumda kabuk tutmuş yaramı, insanlığımı açığa çıkarır gibiydi.Tedirgin bir şekilde yavaşca kollarını belime doladı.

''Ben de seni özledim Dee. Hem de çok.''
 Bir kaç gözyaşı ortamı daha dramatik hale getirebilirdi belki. Ama artık onlardan yoktu bende. Aph e göre gözyaşı, acizliğin simgesiydi.

''Sıkı dostlar geri döndü. Okuldan sonra bunu kutlamalıyız.''

''Tamam, bana uyar.''  

''O zaman şimdi gidip, meraklıları sevindirelim.''  dedim heyecanlı görünmeye çalışarak. 

Becca yla  samimi bir şekilde kantinden içeri girdiğimiz anda tüm gözler üstümüzdeydi. Kantini saran fısıltılar da cabası.

Son dersten çıkarak, Becca yla arabama doğru yürümeye başladık. Onunla araba yolculukları da özlediğim daha doğrusu özleyeceğim şeyler arasında olabilirdi. Tabi bir şeyleri özleyebilseydim. Arabanın içi tedirgin edecek kadar sessizdi. Anılarımız, birer birer gözümün önünden geçiyor ama gerisinde hiç bir duygu bırakmıyordu. Nedensiz kahkahalarımız, çalan şarkılara, sözlerin doğruluğunu umursamadan yüksek sesle eşlik edişimiz ve bir zamanlar, ben hala insan sayılırken yaptığımız tüm o güzel şeyler... Bütün bunlara bugün kendi ellerimle son veriyordum. 

''Ee nereye gidiyoruz?'' Becca nın sorusuyla düşüncelerimden sıyrıldım.

''Bilmiyorum.'' Aph ten emir gelene kadar ,gerçekten nereye gittiğimizi ben de bilmiyordum. 

Bir kaç dakika sonra , arabayı ıssız sayılabilecek bir patikada durdurdum. Hava iyice kararmaya başlamıştı. Derin bir nefes alıp arabadan çıktım. Becca da şaşkın bir halde beni takip etti.

''Neden durduk?''

Şu anda içimde kendimle verdiğim savaşa Becca nın bitmek bilmeyen soruları hiç de yardımcı olmuyordu. Bu ana tanık olmamayı, sadece beynimin kuytu köşesinde Aprahel ın işini bir an önce bitirmesini istiyordum. Ama olayın ortağı olma fikri daha ağır basıyordu. Becca gittikçe tedirginleşmeye, her hareketime anlam kazandırmaya çalışıyordu. Bense sadece gözlerimi sabitlemiş, Aph ten komut beklemekten başka bir şey yapmıyordum. Ve beklediğim an geldiğinde gittikçe alevlenen ,tanımlayamadığım o his tüm vücudumu sardı. Her kalp atışıyla, daha da karşı konulmaz hale geliyor, benliğimi ele geçiriyordu. Yavaşca Becca ya yaklaştım. Korkudan titreyen bacaklarıyla olduğu yere sabitlenmiş, meraklı gözlerle bana bakıyordu.

''Dee neler oluyor? Bir şey söylesene!''  Bundan sonra edilecek tüm kelimeler gereksizdi Aphrael için, olayla ilgilenmiyordu. Aklında tek bir şey vardı, heyecanlıydı, yuvasına kavuşma özlemiyle yanıp tutuşuyordu.

Becca nın bakışları eşliğinde elimi arka cebime götürdüm. Çıkardığım bıçak, nefesinin kesilmesine yetti. Beyninde tüm parçaları bir araya getirmesi bir kaç saniyesini aldı. Gözyaşları , kızarmış gözlerine hücum etmiş, akmaya hazır şekilde bekliyordu.

''Dee..neden..?'' titreyen sesiyle konuşmaya çalıştı.

''Sana nedenini söyledim Becca. Ama sen bana inanmadın.''

''Ciddi değilsin değil mi? Şu şeytan olayı mı?.. bak Dee bunu halledebiliriz.'' Bir yandan beni yumutşatmaya çalışırken, diğer yandan yavaşça geriye gidiyordu.

''Yap şunu artık!'' Aph ın ikazıyla birlikte tüm olay bir kaç saniye içerisinde son buldu. Bıçak Becca nın boynuna yerleşmiş, her ilerleyişte yerini kana bırakmıştı. Kendimden geçmeden önce hatırladığım şeyse, beynimde ne anlama geldiğini bilmediğim sözcüklerin yankılanışıydı...

2 yorum:

...

ya hayır ya ağlıcam ben galiba :( adi şeytan,ağzını kırdığımın aph'i.işte bu bölümde nefret ettim ondan.off yaa,dertlendim becca için.
bölüm çok şahane ona bir lafım yok :D ayrıca özel isimler kullanmanız yani faust efsanesi gibi sanki daha bir gerçeklik katıyo yazıya.en azından bana öyle geliyor :D
yine çok çok çok güzel bir bölümdü.ağlamak istiyorum.becca öldü :'( dee kurtulacaksın güzelim cass'le ben arkandayız :D

UnDemBla

evt beccaya yazık oldu. cass arkasında olsa nolur dee nin özü de manyak:DD

Yorum Gönder