SlideShow

...
7

**GİRİŞ BÖLÜMÜ**

Giriş

Ocak 1345 – Dünyada Bir Yer

Rabbe övgüler sunun, ey sizler, O’nun melekleri, O’nun sözünü dinleyen, söylediklerini yerine getiren güç sahipleri!”(Mezmur 103:21). - Vakit geldi.”
 Duyduğum çan sesleri de beynimin içini kemiren bu düşünceleri gürültülü bir şekilde desteklerken yerimden kalktım. Bu da neydi böyle? Hala şaşkındım. Düşüşüm – yani ben böyle düşünüyordum çünkü şu anda dünyada olduğuma yemin edebilirdim -  acı ve karanlık doluydu. Üzerinden 24 saat geçmişti. Ve bildiğim tek şey bu günün önemli olduğuydu. Bunu hissediyordum. Farkı. Daha önce hiç dünyada bulunmamıştım ama bu mekândan, bedenden ya da göklere ve kanatlarıma duyduğum özlemden kaynaklanan bir farklılık değildi. Dedim ya bu gün gerçekten önemliydi. Ve keşke nedenini bilebilseydim.
    Ama ben kıdemli biri değildim, bilirsiniz komutanlar emreder askerler yerine getirir. İşte tam o anda emir verildi. Nerede olduğumu bilmememe rağmen ayaklarım gitmem gereken yere doğru hareket etmeye başlamıştı bile. Midemden gelen sesin garipliğine aldırmadan edemedim. İnsanlar buna ne diyordu? Lanet olsun, karnım acıkmış olamazdı. Tamam, düşmüştüm, dünyadaydım, nasıl göründüğünü bile bilmediğim bir bedenin içindeydim ama kesinlikle insan değildim. Düşmüşlerden de değildim. Ben, ben.. Buraya bir görev için getirildim. Evet, doğrusu buydu. Tamam, dostum kendine gel! Vakit kaybetmenin sırası değildi.
      Çan sesleri. Yine. Vakit geldi. İkinci kez duyduğum bu düşünce – ya da emir her neyse – beynimin içinde yankılanırken artık farklı bir yerdeydim. Etraf kalabalıktı. Hiç karşılaşmadığım ama aslında çok tanıdık gelen bedenlerden oluşan bi kalabalıktı bu. Bir şeye bakıyorlardı.Hızla ilerledim. Kalabalığı geride bırakıp gözlerimi kırpıştırdım. Tanrım, biliyordum gerçekten de önemliydi bu gün. Michael… tam karşımda her zamanki çekici, – gay olamayacağımı söylememe gerek yok sanırım– savaşçı ve bana evimi hatırlatan melek yüzüyle dikiliyordu. Şaşkınlığım biraz hafifleyince etrafıma daha dikkatli bakmaya başladım ve onun da orada oldugunu gördüm. Ahh tanrım olamaz! Lucifer da hiç güvenli durmayan mavi gözleriyle ve bakışlarında hissedilen karanlığa rağmen  melek’si yüzüyle Michael ın birkaç metre ötesinde omuzlarını tutan 2 melekle duruyordu. Melekleri tanıyordum, bunlar ya önemli şeyleri tehlikelerden korurdu ya da tehlikeli şeylerin tasmasını elinde bulundururdu. Sanırım şu anki durum ikincisine daha uygundu. Merak ibrem maksimumu gösterirken daha fazla incelemeye başladım. Melekler.. etraf melek doluydu. Sadece bununla kalsa birkaç dakika sindirmek için yeterdi. Ama olay bundan ibaret değildi. Sayıca bizden az olsalarda neresi oldugunu bilmediğim bu tarlaya benzer yerde yeterince şeytan vardı. Ağzımın bi karış açık oldugunu onlardan biriyle – gayet hoş görünen biriyle – gözgöze gelince anladım. Ağzımı göstererek kapat anlamına gelen bi hareket yaptı ve bana doğru gelmeye başladı.
“ Yoldan geçerken uğramışda ‘bayırın ortasında parti mi olur?’ der gibi bir halin var tatlım, hayrola?” dedi gülümseyerek. Gülümsemesi samimiyetten zilyon mil uzaktaydı. Siyah saçları, yeşil gözleri ve gotikistandan çıkmış makyajıyla “şeytan mı?- ta kendisi.” Diye bağırıyordu sanki. Ama kabul etmek lazım hoştu. Oops, kapa çeneni!
“ Ne işiniz var burada? Onun ne işi var burada?” kesinlikle bağırmıştım bunu anlamam için dahi olmama ya da melek güçlerine gerek yoktu. Bir saniyeliğine etrafa baksam yeterdi.
Sonra Michael ın güçlü ve güven dolu sesi duyuldu. “ Herkes geldiğine göre artık başlayabiliriz. Aramızda bu gün burada neden toplandığımızı ve sonrasında da neler yapacağımızı bilmeyenler var. O yüzden baştan ve bir kere anlatacağım. Anlaşma yapıldı. O sizlerin bu anlaşma için buraya, dünyaya getirilmenizi istedi. Lucifer da bu yüzden burada tabi sadece bu günlük.”  Bunu söylerken bakışları Lucifer ın gözlerini delip geçiyordu. “ Anlaşmanın ayrıntılarını ve yapmanız gerekeni zamanı gelince öğreneceksiniz. Bu gün size söyleyebileceğim tek şey ne zaman ve nerede oldugu. Size tarihler vereceğim, yerler.. zaman geldiğinde orada olacaksınız ve sizden isteneni yerine getireceksiniz. Herkesin ki farklı olacak. Ve o zamana kadar buraya uyum sağlayabilmeniz için 13 aylığına dünyada kalma hakkınız var. İnsanlarla yaşamayı öğrenin ve sakın amacınızdan sapmayın. 13 aylık sürede  duygular dışında fiziksel olarak insan olacaksınız. Buna ölmek de dahil yani teknik olarak. Duygularınızı da size verilen görev zamanı geldiğinde alacaksınız. Ta ki geçici bedenlerinizden kurtulup yenisine ve bir insan ruhuna sahip oldugunuz zaman. Lucifer a bağlı olanlar belli bir yere kadar yıkıp dağıtmakta özgür olacak. Meleklerin görevi ise onları engellemek ve saf dışı bırakmak. Birbirinizle iyi geçinmeye çalışın. Kendi ya da karşı tarafın bedenine zarar vermezseniz, meydan muharebesi çıkarmazsanız iyi olur. Tabi sevişin de demiyorum. Kurallar basit ve kurallara yani emirlerine uymayana ne olur biliyorsunuz. Özellikle melekler, kardeşlerim kendinizi dünyaya kaptırmayın. Kötüyü yenmek adına saçma sapan işler de yapmayın. Yoksa düşmüşlerden biri olursunuz. Şimdi gözlerinizi kapatın ve size söylenen şeyleri iyice dinleyin. Unutmayın. Ayrıntılara zamanı gelince ulaşırsınız.” Sonra çan sesleri tekrar duyuldu. Şiddetli bir rüzgar esti ve gözlerimi tozdan korumak için kapadım. Kelimeler tek tek belirdi. Çan sesleri yükseldi. Ve her şey karardı.
Uyandığımda buraya gelmeden önce oturduğum banktaydım. Ne oldugunu anlayamıyordum. Bildiğim ve düşündüğüm tek şey kafamın ciddi derecede zonklamasına ve midemin kasılmasına neden olan kelimelerdi. Wichita/Kansas – 23 Şubat 2011
Sanırım bu benim görev zamanımdı. Tanrım bu asırlar sonraydı ve meraktan kafayı sıyırabilirdim. 13 aylık hakkımı da şimdi kullanamazdım. O tarihe kadar her şey değişrdi. Bütün deneyimler, asırlar öncesine ait oldugundan hiçbir işime yaramazdı. Eve dönmeliydim. Sonra neler oldugunu öğrenmeliydim. Bütün bunlar aklımı kemirirken kendimi garip hissediyordum. Hayır,garip değil yorgun. Aç. Hatta uykulu. Evet kesinlikle uykum vardı. Lanet olsun evimi özledim! Bunlara alışmak zorunda değilim ben bir meleğim. Güçlerim var. Bu kadar güçsüz… neler söylüyordum ben böyle. Bu benim. Emirleri yerine getirmekte ilk vazifem. Kendine gel,kendine gel… Bunları tekrar ediyordum. uyku denen o saçma şeyle karşılaştıgımda aklımdan geçen son şeyler asla unutmamam gereken iki şeydi.
1.     Tanrı günah işleyen melekleri bağrına basmaz.
Bu sızlanmayı bırakmalıyım demek oluyordu.

2.     Wichita/Kansas – 23 Şubat 2011
Bu da düşünmeye ihtiyacım – ciddi anlamda hem de- var demek oluyordu.

7 yorum:

UnDemBla

hayırlı olsun artık:)

...

koasun ortasında bir melek...çok ilginç :d çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.diğer bölümleri merakla bekliyorum :D ayrıca hayırlı olsun :)

gzzzm

aa bölüm gelmiş :D banada sürpriz oldu biraz :D

UnDemBla

söledim ya yayınlıcam die okulda:D saol 3 noktacım:Dd

gzzzm

bozuntuya verme :D sürpriz sürpriz :D

Adsız

heyyy hayırlıı olsun :D yaa varya harbiden tam yernde kemişinz ama ben valla çok beğendim sıkı bi takpçiniz olabilir her an sizi tenha bi yerde sıkıştırıp yeni bölümü koymnanız içn tehtit edebilirim haberinz olsun :D nihahaha :D:D

UnDemBla

çok tşekkür ederiiiiim ben kendi adımaa:DD kızm sen birde bölüm 1 i gör ben girişle gazı verdim gizem 1de uçurdu yani ztn okuyunca görürsünüz:D

Yorum Gönder