DEEANDRA WHITE
23 Şubat 2011 - Wichita/Kansas
Farklı bir gün ve çözemediğim farklı bir his... Farksız olan nokta ise yine bir okul sabahı...
Telefona baktığımda her gün aynı saatteki mesajı yoktu. İşte bir farklılık daha. Günün kötü geçeceği kendini belli etti. Hızla hazırlanırken bir yandan James e mesaj atmaya çalıştım. Mesajım her zamanki sıcaklığından uzaktı:
"günaydın?"
Gelen cevapta aynı soğuklukta:
"günaydın"
Herhangi bir noktalama işareti ya da ifade bulma amacıyla mesajı tekrar okudum. Ama sonuç değişmedi. Kuru bir ‘’günaydın’’. Bu, harika sabahımı daha da harika yapmaya yetmişti.
Merdivenlerden inerken annemin çalar saat tonundaki sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım:
"Kahvaltı hazır!"
"Çıkmam gerek, geç kaldım."
"ama..."
Ve kapı sesi annemi susturmaya yetti. Dışarıda garajın önünde birikmiş karla mücadelem fazla sürmeden beyaz Chevrolet Camaro’ ma ulaşmayı başardım. Beni biraz züppe göstermesine rağmen arabama âşıktım.Gösterişi seven biri de değilimdir.Ama önemli olmasının bir nedeni de arabamın,, babamın ölmeden önce 16. yaş günümde bana aldığı son hediye olmasıydı.
Telefonumu çantamdan çıkardım. Donmuş parmaklarımla yazmaya başlamam biraz zaman aldı.
"Nasılsın? Uyandığımda mesajını göremedim.."
"Ben... biraz kötü uyandım."
"Yalnız değilsin. Hepimiz için kötü bir gün.."
"Sanırım bugün gelemeyeceğim."
"Yanına gelmemi ister misin?"
"Hayır.Gerek yok. Hasta değilim.Sadece biraz kötü hissediyorum"
"peki.. Düzeldiğinde bana ulaş."
Cevap yoktu. Sanırım bu virüs ya da her neyse, her yere yayılmış olmalı ki aynı kötü hissi bende yaşıyordum ama, okul dışında daha iyi bir planım da yoktu.
Okulun kapısına geldiğimde Becca yüzünde koca bir sırıtışla yanımda bitti:
"Hey Dee! Bu akşam için plan yapma. Kevin’in partisine davetliyiz."
"Aslında James in yanına uğramayı düşünüyordum. Ama gerek olmadığını söyledi."
"Ah güzel o zaman kırmızı elbisen bu gecelik benim. Duyduğuma göre Kevin sevgilisinden ayrılmış ve kafa dağıtmak için bu partiyi planlamış. Bilirsin iyi kafa dağıtırım."
Çarpık bir gülümsemeyle göz kırparak kantine doğru yöneldi ve Kevin' ın masasına kuruldu. Ben de mesaj olup olmadığını kontrol etmek için telefona göz attım.Ve yine boş ekranla karşılaştım.
Uzun ve sıkıcı bir matematik dersinde başarıyla yapabildiğim tek şey başımı sıraya yaslayıp uyumaktır. Genelde arkalarda oturduğum için de göze çarpmam ama bu sabah,günün laneti peşimi bırakmamakta kararlıydı. Bayan Gale ‘in sorusuyla afallayarak başımı kaldırdım.
"Bayan Deeandra! Bu soruyla ilgili bir fikriniz var mı? '' işaret ettiği tahtada birbirine girmiş sembol ve rakamlardan başka bir şey yoktu.
Bayan Gale i hiç bir zaman sevemedim ama bu ona acıdığım gerçeğini değiştirmezdi. Kocası tarafından aldatılmış, 40 ına gelmiş 2 kedisiyle yalnız yaşlanan bir matematik öğretmeniydi. Gerçekten acıklı…
"Hayır yok efendim."
"Tahmin ettiğim gibi. Yılsonuna kadar bu güzellik uykunuza bir son vermezseniz benimde sizin hakkınızda güzel fikirlerim olmayabilir."
Ahh şu anda böyle bir polemiğe hazır değildim. Aslında öğretmenlere saygılıydım da. Ama bugün değil. Bugün değil...
"Görünüşe göre sizin bu uykuya baya bir ihtiyacınız var ama."
Oops. Tamamen istem dışı çıkan bir cümleydi. Sonuç: veli aranarak okula çağrılır, durum görüşülür, ev cezası alınır ve akşamki parti yatar… Ama beklediğim gibi olmadı. Sert bir azar beklerken Bayan Gale başını öne eğdi, '' Sözlerinize dikkat edin lütfen'' gibi kısa bir ikaz cümlesinin ardından belli bir süre odayı süzdü ve masasına dönüp derse devam etti. Alındığını hissettim ve bunun için normalde kendimi kötü hissetmem gerekirken bende hiç bir duygu yoktu. Ders sonunda özür dilemeyi kısa bir anlığına düşündüm fakat aynı kısa süre içersinde de bu fikrimden vazgeçtim..
Okul çıkışı Becca yla arabama yürürken Kevin bize doğru koşturuyordu.
"Kızlar akşam bekliyorum."
"Bende akşamı sabırsızlıkla bekliyorum.'' diye karşılık verdi becca fazla hevesli bir biçimde.
Ama Kevin ondan tarafa dönmedi bile.O, bir şeyler gevelemeye devam ederken alıcı gözüyle Kevın ı incelerken buldum kendimi. Uzun boyu ve okulun basket takımında olmasının sağladığı geniş omuzları, koyu saçları ve mavi gözleriyle yakışıklı kriterlerimi kapsıyordu aslında bu çocuk.
Ah,Tanrım ,James hasta bir şekilde evinde dinlenirken benim böyle şeyler düşünmem tamamen yanlıştı, biliyorum.
"Dee geliyorsun değil mi? İstersen almaya gelebilirim. ...yani sizi?"
Becca' nın topuklu ayakkabılarının topuğunu zemine vuruşu dikkatimi çekti. Sinirlendiği belliydi.
"Gerek yok.Kendimiz gelebiliriz.'' Diye cevaplayınca Becca nın gözleri tekrar Kevin a kaydı. Kısa bir el sallayışın ardından koluma girip beni arabaya çekmeye başladı.Diğerlerinden farklı bir araba yolculuğuydu.Genelde beccanın bir yandan radyo frekanslarını kurcalayıp şarkı tahmini yaparken diğer yandan en taze dedikoduları anlatmasına alışıktım. Ama tüm yol boyunca sustu.Bir şey sormak istediği belliydi. Radyoyu açtı. aynada makyajını tazeledi., telefonunu kurcaladı, en sonunda konuşmayı başardı:
"Yakışıklı..değil mi?"
"Kim?" anlamama rağmen lafı dolandırmak istedim.
"Kevın?" ismini söylerken bir yandan da beni süzüyordu.-Ah ,hadi ama, Becca beni kıskanmış olamazdı,, değil mi?...-
"Şey..aslında evet. " Yalan da değildi ama şimdiki amacım onun tepkisini ölçmekti.
"Peki..James 'le nasıl gidiyor?"
"Düne kadar gayet iyiydik. Bilirsin işte mesajlar, aramalar. Ama bugün konuşmadık. Sanırım biraz rahatsız. " bu cevap üzerine daha da tedirginleşti.
"Bence bu gece sevgilinin yanında olmalısın. " Bingo. Baklayı çıkarmayı başardı. Ama ben pek aynı fikirde değildim.
"Aslında bu partiye ihtiyacım var."
"Güzel." ve yol boyunca tüm diyalogumuz bu oldu.
Eve geldiğimizde Becca hızla kapıya yöneldi. Titreyerek kapının açılmasını beklerken bende ona katıldım. Annem kapıyı her zamanki gülümsemesiyle açarak bizi karşıladı.
Onların kısa hatır sorma merasimini fırsat bilerek odama sıvıştım. Duşa girmeden önce telefonuma göz attım ve hiçbir şey bulamamanın verdiği sinirle yatağa fırlatarak banyoya yöneldim.
-Tamam,hasta olabilirdi ama telefonu eline alamayacak kadar değil- Duştan çıktığımda Becca çoktan kırmızı elbisemi üzerine geçirmiş, aynada kendine hayran olmakla meşguldü.
"Hala cevap yokmu?"
"Anlamadım."
"James den bahsediyorum. Seni unutacak kadar neyle meşgul olabilir ki? Bence baskın yapmalısın."
"Aslında bu fikir mantıklı gelmeye başladı, ama bu gece o beni merak etsin. " diyerek en seksi gülüşümü yolladım.
"Kötü kız Dee. Bu halin hoşuma gitmeye başladı.. " oda en seksi bakışıyla cevap verdikten sonra hızla dönüp sırıtarak gardrobuma yöneldi.
"Şimdi seni James in kıskançlıktan kuduracağı bir hale sokmamız lazım.....ama bu gardropla işimiz biraz zor tatlım.. " tüm elbiselerimi ışık hızıyla gözden geçiriyordu.
"En iyi parçamı sen kaptığın için olabilir mi?" diyerek üzerindeki elbisemi işaret ettim.
"Kabul et, bana daha çok yakışıyor."
Becca hala bana elbise seçmekle oyalanırken ben ,yatağımın altına sakladığım ,annemin noelde aldığı saks mavisi geniş sırt dekolteli elbiseme yöneldim.
"Bu parçayı bana hiç göstermedin. Hain." elbiseyi kaşla göz arasında elimden alıp incelemeye koyuldu.
"Tüm elbiselerimi yürüttüğünden, acil durum için saklıyordum." çarpık bir gülümsemeyle elbiseyi ellerinden kurtardım ve hazırlanmaya başladım. aynanın yanında son rütuşlarımızı yapıyorduk. Becca:
"Waow.Senin bu güzelliğinle sanırım bu gece yardımcı oyuncu ben oluyorum ama iyi yanından bakarsak 12 de külkedisine sen dönüşeceksin.." derken hafifçe omzuma vurdu. Odadan çıkarken telefonumu almak için yöneldiğimde vazgeçerek evde bırakmaya karar verdim. Nasıl olsa bugün biraz kullanım dışıydı.
Partiye geldiğimizde bizi kapıda Kevin karşıladı.
"Hanımlar, çok hoşsunuz."
"Her şey bu gece için.. " derken Becca nın 32 dişi de meydandaydı.-, Biri bu kıza duygularını kontrol etmeyi öğretmeliydi ve bu muhtemelen ben olmalıydım-. İçeride müziğin sesi insanın kulak zarını zorluyordu. En yakın barın yanına yerleştik. Ben ortamı süzerken Becca içkileri söylemişti bile. Birini bana uzattı diğerini şerefe yapmak istercesine kaldırdı. Bardağı fondipledikten sonra ayağa kalkmaya hazırlandı."Nereye?"
"Isınmaya ihtiyacım var." diyerek dans pistine yöneldi. İçkimi yudumlamak için döndüğüm bir kaç saniyede Becca çoktan Kevin ın arkadaşı Raley le müziğe kulak asmazsızın muhabbete dalmıştı ki muhtemelen Kevin hakkında bilgi koparmaya çalışıyordu. Onları izlerken birden yanımda Kevin ı fark ettim.
"James in bu güzelliği böyle yalnız bırakması üzücü. " ağzımdan laf almaya çalıştığı belliydi.
"Sanırım biraz rahatsız." diyerek karşılık verdim.
"Rahatsız olduğuna şüphem yok.'Ruhsal açıdan' " Normalde Kevin ın megolamanlığı sinirlerimi bozardı ama bugün ona karşı içimde nefret duygusu aramama rağmen bulamadım.
"Kendi kaybeder." Ne demiştim ben öyle, istemsiz çıkan bir cümleydi ama Kevin ın kocaman sırıtmasını sağladı. Tuhaf olan nokta ise benim bundan hoşlanmamdı. sanırım içki bana pek yaramıyordu.
"Dans etmek ister misin?" sorusuna elimi uzatarak cevap verdim. Vücudum bugün beynime isyan edip bağımsızlığını ilan etmişti anlaşılan. Aklım bu durum karşısında Becca nın ne düşüneceğiyle uğraşıyordu. Vücudumsa Kevin la tek vücut halinde dans etmekle meşguldü. Kevın davranışlarımdan cesaret alıp kollarını belimin etrafında daha da sıkılaştırdı. Aramızdaki mesafe her adımda daha da kapanıyordu. Felç mi geçirmiştim? Bedenim neden beynimin komutlarını algılamıyordu? Yapmam gereken Kevin ın kollarından kurtulmak James in iyi olup olmadığını öğrenmek için yanına gitmek olmalıydı. Kevin ın nefesini yüzümde hissetmek değil.
"Seni James den daha önce keşfetmiştim ama o daha hızlı davrandı'' dedi beklemediğim bir anda.
"Hızlı olan kazanır,kural böyle." cevabı yapıştırdım. İnanamıyorum. Bu ben değildim. Beynimi bu duruma sokacak kadar içmediğime de emindim. Sanırım çift kişilik problemim vardı. Ben kendimi anlamakla meşgulken bedenim Kevin ın ellerinde şekil buluyordu.
"Hiç bir şey için geç değil." diyerek aramızdaki bir kaç santimi de kapatıp dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Bu bardağı taşıran son damlaydı. Lanet olası beynimin şu anda kendine gelmesi gerekirken dudaklarımın Kevin ın kilere uyum sağladığını fark ettim. Bu bir rüya hayır, kâbus olmalıydı. Muhtemelen şu anda avazım çıktığı kadar bağırdığım ama sesimi çıkaramadığım gecelerin birindeydim. Peki, bu lanet hoşnutluk duygusu nereden geliyordu? Kevin beklemediği bu karşılıkla şok olmuş ve ileriye gitmeyi planlar haldeydi.ki beynim sonunda kendine gelebildi. Hızla dudaklarımı ondan uzaklaştırdım. Kevin a baktım. Nirvanaya ulaşmış olduğu surat ifadesinden anlaşılıyordu
"Bu... " diye söze başladım ama devamını getiremedim. Çünkü neden ve nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
"şşt.Açıklama yapmana gerek yok." diyerek iki parmağını dudaklarıma bastırdı.artık kızmaya başlıyordum. Tokatımın çoktan Kevın ın suratıyla buluşması gerekiyordu.
"Kafan karıştı. Biliyorum. Ben senin için James olayını hallederim" diye devam etti. Hala yüzünde ''kızı kapmış esas oğlan'' sırıtışı vardı. Tamamen yanlış anlamıştı. James den ayrılmak istediğimi, ondan hoşlandığımı düşünmüştü. Tanrım, itiraz etmek için bile konuşamıyordum. Beynim ve vücudum iki ayrı parçaydı sanki. Neler olup bittiğini anlamak amacıyla sessiz bir yere gitmek için döndüğümde ise karşımda nefret dolu gözlerle bakan Becca yı gördüm.Harika , bir bu eksikti...
Telefona baktığımda her gün aynı saatteki mesajı yoktu. İşte bir farklılık daha. Günün kötü geçeceği kendini belli etti. Hızla hazırlanırken bir yandan James e mesaj atmaya çalıştım. Mesajım her zamanki sıcaklığından uzaktı:
"günaydın?"
Gelen cevapta aynı soğuklukta:
"günaydın"
Herhangi bir noktalama işareti ya da ifade bulma amacıyla mesajı tekrar okudum. Ama sonuç değişmedi. Kuru bir ‘’günaydın’’. Bu, harika sabahımı daha da harika yapmaya yetmişti.
Merdivenlerden inerken annemin çalar saat tonundaki sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım:
"Kahvaltı hazır!"
"Çıkmam gerek, geç kaldım."
"ama..."
Ve kapı sesi annemi susturmaya yetti. Dışarıda garajın önünde birikmiş karla mücadelem fazla sürmeden beyaz Chevrolet Camaro’ ma ulaşmayı başardım. Beni biraz züppe göstermesine rağmen arabama âşıktım.Gösterişi seven biri de değilimdir.Ama önemli olmasının bir nedeni de arabamın,, babamın ölmeden önce 16. yaş günümde bana aldığı son hediye olmasıydı.
Telefonumu çantamdan çıkardım. Donmuş parmaklarımla yazmaya başlamam biraz zaman aldı.
"Nasılsın? Uyandığımda mesajını göremedim.."
"Ben... biraz kötü uyandım."
"Yalnız değilsin. Hepimiz için kötü bir gün.."
"Sanırım bugün gelemeyeceğim."
"Yanına gelmemi ister misin?"
"Hayır.Gerek yok. Hasta değilim.Sadece biraz kötü hissediyorum"
"peki.. Düzeldiğinde bana ulaş."
Cevap yoktu. Sanırım bu virüs ya da her neyse, her yere yayılmış olmalı ki aynı kötü hissi bende yaşıyordum ama, okul dışında daha iyi bir planım da yoktu.
Okulun kapısına geldiğimde Becca yüzünde koca bir sırıtışla yanımda bitti:
"Hey Dee! Bu akşam için plan yapma. Kevin’in partisine davetliyiz."
"Aslında James in yanına uğramayı düşünüyordum. Ama gerek olmadığını söyledi."
"Ah güzel o zaman kırmızı elbisen bu gecelik benim. Duyduğuma göre Kevin sevgilisinden ayrılmış ve kafa dağıtmak için bu partiyi planlamış. Bilirsin iyi kafa dağıtırım."
Çarpık bir gülümsemeyle göz kırparak kantine doğru yöneldi ve Kevin' ın masasına kuruldu. Ben de mesaj olup olmadığını kontrol etmek için telefona göz attım.Ve yine boş ekranla karşılaştım.
Uzun ve sıkıcı bir matematik dersinde başarıyla yapabildiğim tek şey başımı sıraya yaslayıp uyumaktır. Genelde arkalarda oturduğum için de göze çarpmam ama bu sabah,günün laneti peşimi bırakmamakta kararlıydı. Bayan Gale ‘in sorusuyla afallayarak başımı kaldırdım.
"Bayan Deeandra! Bu soruyla ilgili bir fikriniz var mı? '' işaret ettiği tahtada birbirine girmiş sembol ve rakamlardan başka bir şey yoktu.
Bayan Gale i hiç bir zaman sevemedim ama bu ona acıdığım gerçeğini değiştirmezdi. Kocası tarafından aldatılmış, 40 ına gelmiş 2 kedisiyle yalnız yaşlanan bir matematik öğretmeniydi. Gerçekten acıklı…
"Hayır yok efendim."
"Tahmin ettiğim gibi. Yılsonuna kadar bu güzellik uykunuza bir son vermezseniz benimde sizin hakkınızda güzel fikirlerim olmayabilir."
Ahh şu anda böyle bir polemiğe hazır değildim. Aslında öğretmenlere saygılıydım da. Ama bugün değil. Bugün değil...
"Görünüşe göre sizin bu uykuya baya bir ihtiyacınız var ama."
Oops. Tamamen istem dışı çıkan bir cümleydi. Sonuç: veli aranarak okula çağrılır, durum görüşülür, ev cezası alınır ve akşamki parti yatar… Ama beklediğim gibi olmadı. Sert bir azar beklerken Bayan Gale başını öne eğdi, '' Sözlerinize dikkat edin lütfen'' gibi kısa bir ikaz cümlesinin ardından belli bir süre odayı süzdü ve masasına dönüp derse devam etti. Alındığını hissettim ve bunun için normalde kendimi kötü hissetmem gerekirken bende hiç bir duygu yoktu. Ders sonunda özür dilemeyi kısa bir anlığına düşündüm fakat aynı kısa süre içersinde de bu fikrimden vazgeçtim..
Okul çıkışı Becca yla arabama yürürken Kevin bize doğru koşturuyordu.
"Kızlar akşam bekliyorum."
"Bende akşamı sabırsızlıkla bekliyorum.'' diye karşılık verdi becca fazla hevesli bir biçimde.
Ama Kevin ondan tarafa dönmedi bile.O, bir şeyler gevelemeye devam ederken alıcı gözüyle Kevın ı incelerken buldum kendimi. Uzun boyu ve okulun basket takımında olmasının sağladığı geniş omuzları, koyu saçları ve mavi gözleriyle yakışıklı kriterlerimi kapsıyordu aslında bu çocuk.
Ah,Tanrım ,James hasta bir şekilde evinde dinlenirken benim böyle şeyler düşünmem tamamen yanlıştı, biliyorum.
"Dee geliyorsun değil mi? İstersen almaya gelebilirim. ...yani sizi?"
Becca' nın topuklu ayakkabılarının topuğunu zemine vuruşu dikkatimi çekti. Sinirlendiği belliydi.
"Gerek yok.Kendimiz gelebiliriz.'' Diye cevaplayınca Becca nın gözleri tekrar Kevin a kaydı. Kısa bir el sallayışın ardından koluma girip beni arabaya çekmeye başladı.Diğerlerinden farklı bir araba yolculuğuydu.Genelde beccanın bir yandan radyo frekanslarını kurcalayıp şarkı tahmini yaparken diğer yandan en taze dedikoduları anlatmasına alışıktım. Ama tüm yol boyunca sustu.Bir şey sormak istediği belliydi. Radyoyu açtı. aynada makyajını tazeledi., telefonunu kurcaladı, en sonunda konuşmayı başardı:
"Yakışıklı..değil mi?"
"Kim?" anlamama rağmen lafı dolandırmak istedim.
"Kevın?" ismini söylerken bir yandan da beni süzüyordu.-Ah ,hadi ama, Becca beni kıskanmış olamazdı,, değil mi?...-
"Şey..aslında evet. " Yalan da değildi ama şimdiki amacım onun tepkisini ölçmekti.
"Peki..James 'le nasıl gidiyor?"
"Düne kadar gayet iyiydik. Bilirsin işte mesajlar, aramalar. Ama bugün konuşmadık. Sanırım biraz rahatsız. " bu cevap üzerine daha da tedirginleşti.
"Bence bu gece sevgilinin yanında olmalısın. " Bingo. Baklayı çıkarmayı başardı. Ama ben pek aynı fikirde değildim.
"Aslında bu partiye ihtiyacım var."
"Güzel." ve yol boyunca tüm diyalogumuz bu oldu.
Eve geldiğimizde Becca hızla kapıya yöneldi. Titreyerek kapının açılmasını beklerken bende ona katıldım. Annem kapıyı her zamanki gülümsemesiyle açarak bizi karşıladı.
Onların kısa hatır sorma merasimini fırsat bilerek odama sıvıştım. Duşa girmeden önce telefonuma göz attım ve hiçbir şey bulamamanın verdiği sinirle yatağa fırlatarak banyoya yöneldim.
-Tamam,hasta olabilirdi ama telefonu eline alamayacak kadar değil- Duştan çıktığımda Becca çoktan kırmızı elbisemi üzerine geçirmiş, aynada kendine hayran olmakla meşguldü.
"Hala cevap yokmu?"
"Anlamadım."
"James den bahsediyorum. Seni unutacak kadar neyle meşgul olabilir ki? Bence baskın yapmalısın."
"Aslında bu fikir mantıklı gelmeye başladı, ama bu gece o beni merak etsin. " diyerek en seksi gülüşümü yolladım.
"Kötü kız Dee. Bu halin hoşuma gitmeye başladı.. " oda en seksi bakışıyla cevap verdikten sonra hızla dönüp sırıtarak gardrobuma yöneldi.
"Şimdi seni James in kıskançlıktan kuduracağı bir hale sokmamız lazım.....ama bu gardropla işimiz biraz zor tatlım.. " tüm elbiselerimi ışık hızıyla gözden geçiriyordu.
"En iyi parçamı sen kaptığın için olabilir mi?" diyerek üzerindeki elbisemi işaret ettim.
"Kabul et, bana daha çok yakışıyor."
Becca hala bana elbise seçmekle oyalanırken ben ,yatağımın altına sakladığım ,annemin noelde aldığı saks mavisi geniş sırt dekolteli elbiseme yöneldim.
"Bu parçayı bana hiç göstermedin. Hain." elbiseyi kaşla göz arasında elimden alıp incelemeye koyuldu.
"Tüm elbiselerimi yürüttüğünden, acil durum için saklıyordum." çarpık bir gülümsemeyle elbiseyi ellerinden kurtardım ve hazırlanmaya başladım. aynanın yanında son rütuşlarımızı yapıyorduk. Becca:
"Waow.Senin bu güzelliğinle sanırım bu gece yardımcı oyuncu ben oluyorum ama iyi yanından bakarsak 12 de külkedisine sen dönüşeceksin.." derken hafifçe omzuma vurdu. Odadan çıkarken telefonumu almak için yöneldiğimde vazgeçerek evde bırakmaya karar verdim. Nasıl olsa bugün biraz kullanım dışıydı.
Partiye geldiğimizde bizi kapıda Kevin karşıladı.
"Hanımlar, çok hoşsunuz."
"Her şey bu gece için.. " derken Becca nın 32 dişi de meydandaydı.-, Biri bu kıza duygularını kontrol etmeyi öğretmeliydi ve bu muhtemelen ben olmalıydım-. İçeride müziğin sesi insanın kulak zarını zorluyordu. En yakın barın yanına yerleştik. Ben ortamı süzerken Becca içkileri söylemişti bile. Birini bana uzattı diğerini şerefe yapmak istercesine kaldırdı. Bardağı fondipledikten sonra ayağa kalkmaya hazırlandı."Nereye?"
"Isınmaya ihtiyacım var." diyerek dans pistine yöneldi. İçkimi yudumlamak için döndüğüm bir kaç saniyede Becca çoktan Kevin ın arkadaşı Raley le müziğe kulak asmazsızın muhabbete dalmıştı ki muhtemelen Kevin hakkında bilgi koparmaya çalışıyordu. Onları izlerken birden yanımda Kevin ı fark ettim.
"James in bu güzelliği böyle yalnız bırakması üzücü. " ağzımdan laf almaya çalıştığı belliydi.
"Sanırım biraz rahatsız." diyerek karşılık verdim.
"Rahatsız olduğuna şüphem yok.'Ruhsal açıdan' " Normalde Kevin ın megolamanlığı sinirlerimi bozardı ama bugün ona karşı içimde nefret duygusu aramama rağmen bulamadım.
"Kendi kaybeder." Ne demiştim ben öyle, istemsiz çıkan bir cümleydi ama Kevin ın kocaman sırıtmasını sağladı. Tuhaf olan nokta ise benim bundan hoşlanmamdı. sanırım içki bana pek yaramıyordu.
"Dans etmek ister misin?" sorusuna elimi uzatarak cevap verdim. Vücudum bugün beynime isyan edip bağımsızlığını ilan etmişti anlaşılan. Aklım bu durum karşısında Becca nın ne düşüneceğiyle uğraşıyordu. Vücudumsa Kevin la tek vücut halinde dans etmekle meşguldü. Kevın davranışlarımdan cesaret alıp kollarını belimin etrafında daha da sıkılaştırdı. Aramızdaki mesafe her adımda daha da kapanıyordu. Felç mi geçirmiştim? Bedenim neden beynimin komutlarını algılamıyordu? Yapmam gereken Kevin ın kollarından kurtulmak James in iyi olup olmadığını öğrenmek için yanına gitmek olmalıydı. Kevin ın nefesini yüzümde hissetmek değil.
"Seni James den daha önce keşfetmiştim ama o daha hızlı davrandı'' dedi beklemediğim bir anda.
"Hızlı olan kazanır,kural böyle." cevabı yapıştırdım. İnanamıyorum. Bu ben değildim. Beynimi bu duruma sokacak kadar içmediğime de emindim. Sanırım çift kişilik problemim vardı. Ben kendimi anlamakla meşgulken bedenim Kevin ın ellerinde şekil buluyordu.
"Hiç bir şey için geç değil." diyerek aramızdaki bir kaç santimi de kapatıp dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Bu bardağı taşıran son damlaydı. Lanet olası beynimin şu anda kendine gelmesi gerekirken dudaklarımın Kevin ın kilere uyum sağladığını fark ettim. Bu bir rüya hayır, kâbus olmalıydı. Muhtemelen şu anda avazım çıktığı kadar bağırdığım ama sesimi çıkaramadığım gecelerin birindeydim. Peki, bu lanet hoşnutluk duygusu nereden geliyordu? Kevin beklemediği bu karşılıkla şok olmuş ve ileriye gitmeyi planlar haldeydi.ki beynim sonunda kendine gelebildi. Hızla dudaklarımı ondan uzaklaştırdım. Kevin a baktım. Nirvanaya ulaşmış olduğu surat ifadesinden anlaşılıyordu
"Bu... " diye söze başladım ama devamını getiremedim. Çünkü neden ve nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
"şşt.Açıklama yapmana gerek yok." diyerek iki parmağını dudaklarıma bastırdı.artık kızmaya başlıyordum. Tokatımın çoktan Kevın ın suratıyla buluşması gerekiyordu.
"Kafan karıştı. Biliyorum. Ben senin için James olayını hallederim" diye devam etti. Hala yüzünde ''kızı kapmış esas oğlan'' sırıtışı vardı. Tamamen yanlış anlamıştı. James den ayrılmak istediğimi, ondan hoşlandığımı düşünmüştü. Tanrım, itiraz etmek için bile konuşamıyordum. Beynim ve vücudum iki ayrı parçaydı sanki. Neler olup bittiğini anlamak amacıyla sessiz bir yere gitmek için döndüğümde ise karşımda nefret dolu gözlerle bakan Becca yı gördüm.Harika , bir bu eksikti...

6 yorum:
Kızlar bu çok güzel olmuş çok beğendim ellerinize sağlık...İnşallah Dee'nin bedeniyle beyni arasındaki uyuşmazlığın nedenin aptal bir kızlık hormonuna bağlamassınız..
sanırım akıcılık sorunu var
akıcılık sorunundan kastını daha açık söylersen daha iyi bir yorum yapabilirim..
eleştirileri daha detaylı yaparsanız hatalarımızı düzeltmeye çalışabilirz.)
daha önce okumuştum UnDembla sayesinde :) sonunda yorum yapabiliyorum :D ellerinize sağlık çok beğendim :) bunu kitap yapın yemin ederim alırım :D :D ben akıcılık sorunu göremedim :D çok güzel olmuş :D
ooww çok teşekkürler zecepp:Devet sonundaaa:D bastırıcaz galiba ama sadece 2 tane:DD:P
Yorum Gönder